pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 HAYATÜ SSAHABE 1. BÖLÜM: YOLCULUK
YOLCULUK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YOLCULUK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2022 Pazar

PEYGAMBERİMİZİN YOLCULUK SIRASINDA İNSANLARI İSLÂM’A DAVETİ

 

 8. PEYGAMBERİMİZİN YOLCULUK SIRASINDA İNSANLARI İSLÂM’A DAVETİ Peygamberimizin Bir Bedevîyi İslâm’a Çağırması İbn Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir yolculukta Allah Resûlü ile beraberdik. Karşımıza bir bedevî çıktı. Kendisine yaklaşınca, Allah Resûlü, adama nereye gittiğini sordu. Bedevî “Aileme gidi62 İbn Kesîr, Tefsîr 3/350. Hayatu's-Sahabe 86 yorum.” dedi. Efendimiz: “Bir hayır yapmaya var mısın?” diye ona teklifte bulundu. Adam: “Nedir o?” diye sorunca Allah Resûlü: “Bir olan Allah’tan başka ilâh olmadığına, O’nun eşi ve ortağı bulunmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet eder misin?” dedi. Adam: “Söylediklerinin doğruluğuna dair bir delilin var mı?” diye sordu. Allah Resûlü: “İşte gördüğün şu ağaç, Benim doğruluğuma şahit olacak.” buyurdu. Allah Resûlü vadinin sağ kenarında duran ağacı çağırdı. Ağaç yeri yararak geldi, Resûlü Ekrem’in önünde durdu. Allah Resûlü, ağaca üç defa şâhitlik ettirdi. Ağaç da söylediklerinin doğruluğuna şehâdette bulundu ve tekrar eski yerine döndü. Bedevî, kavminin yanına gitmek üzere ayrılırken şunları söylüyordu: “Eğer kavmim bana uyarsa onları da sana getiririm. Beni dinlemezlerse ben de senin yanına döner, seninle birlikte olurum.”63

PEYGAMBERİMİZİN İSLÂM’A DAVET İÇİN YAYA OLARAK YOLCULUK YAPMASI

 

9. PEYGAMBERİMİZİN İSLÂM’A DAVET İÇİN YAYA OLARAK YOLCULUK YAPMASI Yürüyerek Tâif’e Gidişi Abdullah b. Ca’fer (radıyallahu anh) şöyle anlatıyor: “Ebû Tâlib vefat edince Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) yürüyerek Tâif ’e gitti. Onları İslâm’a çağırdı, ama onlar davetini kabul etmediler. Geri döndü. Bir ağacın gölgesi altında istirahat edip iki rekât namaz kıldı, şu dua ile durumunu Allah’a arz etti: “İlâhî! Zayıflığımı, insanlar karşısındaki çaresizliğimi ancak sana arz ve şikâyet ediyorum. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim! Sensin Erhamü’r-Râhimîn! Beni kime bırakıyorsun? Bana kötü muamelede bulunacak düşmana mı, yoksa akrabam olan bir kısım idarecilere mi? 63 İbn Kesîr, el-Bidâye 6/125 Allah'a ve Resûlüne Davet 87 İlâhî! Eğer bana kızmadıysan hiçbir şeyden gam yemem. Şu var ki senin affediciliğin benim için sınırsız ve çok geniştir. Ey Allah’ım! Öfkene maruz kalmaktan yahut hoşnutsuzluğunu kazanmaktan, Senin, karanlıkları aydınlatan, dünya ve âhiret işlerinin dirlik-düzenini temin eden Zatına sığınıyorum. Allah’ım! Benden razı oluncaya kadar senin afvını diliyor ve dileniyorum. Senden bağımsız hiçbir güç ve kuvvet yoktur, bütün güç ve kuvvet sendendir.”64