pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 HAYATÜ SSAHABE 1. BÖLÜM: PEYGAMBERİMİZİN VEFATI

PEYGAMBERİMİZİN VEFATI

  

2. PEYGAMBERİMİZİN VEFATINDAN SONRA ASHÂBIN HİLÂFET MEVZUUNDAKİ TUTUMLARISahâbe Efendilerimizin, Hz. Ebû Bekir’in Halifeliği Üzerinde İttifak Etmesi Urve b. Zübeyr’den (radıyallahu anh) rivayet olunmuştur:
“Peygamberimizin vefâtı üzerine Ebû Bekir, Sünh (Medine civarında Avâlî denilen birtakım mahalleler vardı. Sünh da bunlardan birinin adıdır.) mahallesindeki evinden çıkıp atına binerek Medine’ye geldi ve Mes cid’in kapısında indi. Kederli idi.
Kızı Âişe’nin odasına girmek için izin istedi. Hz. Âişe izin verdi.
Ebû Bekir içeri girdiğinde Resûlullah yatakta yatıyordu.
Kadınlar da onun etrafında idiler. Ebû Bekir, Allah Resûlünün yüzünden örtüyü kaldırdı, diz çökerek (iki kaşının arasını) öptü ve ağlayarak: “Ömer’in sözleri boştur! Allah Resûlü vefat etmiş, ruhumu elinde tutan Allah’a yemin ederim ki o ölmüş! Yâ Resûlallah, Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Hayatın da, ölümün de ne kadar güzel!” dedi.
Sonra tekrar örtüyü Resûlul lah’ın yüzüne örttü. Ardından hızla Mescid’e çıktı, halkın omuzlarından atlaya atlaya ilerleyerek minberin yanına vardı. Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir’in kendisine doğru geldiğini görünce oturdu. Ebû Bekir-i Sıddîk minberin yanında dikildi ve oradan cemaate seslendi. Cemaat de bunun üzerine toparlandı. İnsanlar oturup lâkırdıyı kestiler. Hz. Ebû Bekir, şunları söyledi:
“Ey insanlar! Allah, Peygamberini kendi nezdine aldı. Ama Allah Bâkî’dir, sizin aranızdadır. Kendinize geliniz, bu ölümdür; sizden hiç kimse sağ kalmayacak. Ebediyen diri olan ancak Al lah’tır! Daha sonra şu âyeti okudu: 6 el-Hindî, Kenzu’l-Ummâl 1/574 (1644)
Ashâb- ı Kirâm' ı n Birlik ve Beraberli ğ e Verdi ğ i Önem 391
AYET: “Muhammed, sadece bir resûldür, elçidir. Nitekim, ondan önce de nice resûller gelip geçmiştir. Şayet o ölür veya öldürülürse, siz hemen gerisin geriye dinden mi döneceksiniz? Kim geri döner, dinden çıkarsa, bilsin ki Allah’a asla zarar veremez. Ama Allah hidayetin kadrini bilip şükredenleri bol bol mükâfatlandıracaktır.” (Âl-i İmrân, 3/144)
Hz. Ömer (radıyallahu anh) o günkü hâlini şöyle anlatıyor:
HADİS: “Vallahi, Ebû Bekir Âl-i İmrân sûresindeki âyeti okuyuncaya kadar Peygamberin vefatına inanamamıştım. O âyetin o günden önce indiğini sanki bilmiyordum!” Hz. Ebû Bekir, hutbesinde şu âyetleri de bir bir okudu:
AYET: “Muhakkak sen de öleceksin, onlar da elbet ölecekler.” (Zümer, 39/30)
AYET: “O’nun zatından başka her şey helak olucudur. Hüküm O’nundur ve siz ancak O’na döndürüleceksiniz.” (Kasas, 28/88)
“AYET: Yeryüzünde bulunan her canlı fanîdir. Ancak azamet ve ikram sahibi olan Rabbinin zatı Baki kalacaktır.” (Rahmân, 55/ 26-27)
AYET: “Her can ölümü tadıcıdır. Ecirleriniz (yaptıklarınızın karşılıkları) muhakkak kıyamet günü tastamam verilecektir.” (Âli İmrân, 3/185)
Bu âyetleri okuduktan sonra Ebû Bekir (radıyallahu anh) sözlerine şöyle devam etti
: “Ey cemaat! Allah, dinini galip kılıncaya, Allah’ın ebedi mesajlarını tebliğ edinceye kadar Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) ömür verdi. Bu vazifelerini tamamlayınca, Allah onun ruhunu kabzetti. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem), sizi açık ve geniş bir cadde üzerinde bıraktı. Helâke sürüklenenler, ancak Hz. Muhammed ve Kur’ân geldikten sonra olacaktır.
Her kim Allah’ı Rab biliyorsa, bilsin ki Allah Hayy’dır, ölmez.
Her kim Muhammed’e tapıyor idiyse, onu tanrı mertebesine çıkartıyor idiyse şüphe yok ki artık o vefat etmiştir! Hayatu's-Sahabe 392
Ey insanlar! Allah’tan korkunuz, dininize sımsıkı sarılınız, Rabbinize güveniniz. Allah’ın dini dimdik ayaktadır. Allah’ın kelimesi tamdır ve Allah, dinine yardım edenin her zaman yardımcısıdır. O, dinini aziz kılacaktır. Allah’ın kitabı aramızdadır. O bir nur, o bir şifadır. Allah, Peygamberimize doğru yolu kitabıyla gösterdi, haram ve helâl kıldığı hususlar onun içindedir. Vallahi, bize baş kaldıracaklara aldırmayınız. Allah’ın kılıçları kınlarından çekilmiştir, bundan sonra onları yerlerine koymayınız. Allah Resûlünün yanında cihad ettiğimiz gibi, bundan sonra da bize karşı gelenlerle savaşmaya devam edeceğiz. Bize karşı duranlar, kendi kendilerine zarar vereceklerdir.” Hz. Ebû Bekir, konuşmasını tamamladıktan sonra minberden inerek Muhâcirlerle birlikte Allah Resûlünün cenazesinin yanına döndü.7 Hz. Ömer’in Hutbesi ve Hz. Ebû Bekir’e Yapılan Umumî Biat Enes (radıyallahu anh), rivayete göre şöyle demiştir:
“Efendimizin vefatının ikinci günü, Ömer (radıyallahu anh) minbere çıkarak bir hutbe irâd etti. Ebû Bekir bu sırada suskunluğunu muhafaza ediyor, konuşmuyordu. Ömer, şunları söyledi: ‘Ben, Resûlullah Efendimizin hepimizden sonra öleceğini ümit ediyordum. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) öldü ise Allah Bâkîdir! Geride, yolunuzu aydınlatacak bir nur bırakmıştır. Cenâb-ı Allah, bu nur ile Muhammed’i hidayete erdirmişti. Ebû Bekir, Peygamberimizin arkadaşıdır, mağaradaki iki kişiden ikincisidir. Müslümanlar arasında işlerin idaresine en lâyık olan odur. Kalkınız, ona biat ediniz!’
Hz. Ömer’in bu hutbesinden biraz önce, bir cemaat Benî Sâide sofasında biatlerini sunmuştu. Genel biat ise minber üze7 İbn Kesîr, el-Bidâye 5/243 Ashâb- ı Kirâm' ı n Birlik ve Beraberli ğ e Verdi ğ i Önem 393 rinde oldu. Hz. Ömer (hutbesini bitirdikten sonra) Ebû Bekir’e: “Minbere çık!” diye ısrar etti. Sonunda, Ebû Bekir minbere çıktı, halk da ona biat etti.”8 Hz. Ebû Bekir’e Benî Sâide Sofası’nda Yapılan Biat Hz. Enes (radıyallahu anh) şöyle demiştir:
“Ebû Bekir, Benî Sâide sofasında kendisine biat edilişinin ikinci günü çıkıp minberde oturdu. Ebû Bekir söze başlamadan önce, Hz. Ömer (radıyallahu anh) ayağa kalktı. Cenâb-ı Hakk’a lâyık sıfatlarla hamd ve sena ettikten sonra şunları söyledi:
“Ey cemaat! Dün, ben size bazı şeyler söylemiştim. Bunlar ne Allah’ın kitabında vardı, ne de Resûlullah’ın bana vasiyet ettiği şeylerdi. Ama ben, Allah Resûlünün hepimizden sonra irtihal edeceğini sanıyordum. Allah, aranızda Kitab’ını bıraktı. Muhammed’i de onunla doğru yola iletmişti. Eğer ona sımsıkı sarılırsanız, Allah Muhammed’i hidayete erdirdiği gibi sizi de hidayete erdirir.
Allah davanızı, en hayırlınız ve Allah Resûlünün arkadaşı, mağaradaki iki kişinin ikincisi olan Ebû Bekir üzerinde topladı. Kalkınız, kendisine biat ediniz.
” Bunun üzerine, halk Hz. Ebû Bekir’e biat etti. Benî Sâide sofasından sonra, umumî biat burada yapıldı. Akabinde Hz. Ebû Bekir kalktı, Allah’a ona lâyık sıfatlarla hamd ve sena ettikten sonra halka şöyle hitap etti:
“Ey insanlar! Sizin en faziletliniz olmadığım halde başınıza yönetici oldum. İyi hareket edersem bana yardım ediniz; kötü davranırsam bana doğru yolu gösteriniz. Doğruluk emanet, yalancılık ise hıyanettir. Zayıfınız, benim yanımda güçlüdür ki inşallah onun hakkını güçlüden alıveririm. Güçlünüz de benim nazarımda zayıftır ki, inşallah ondan da başkasının hakkını alıveririm. Cihadı terk etmeyiniz. Çünkü Allah, cihadı terk eden
8 Buhârî, Sahîh 6/2639 (6793) Hayatu's-Sahabe 394 kavmi zillet içinde bırakır. Bir millet arasında fuhuş yaygınlaşırsa Allah, o kavmin umumuna toptan bela indirir. Allah’a ve Resûlüne itaat ettiğim sürece bana itaat ediniz. Allah’a ve Resûlüne isyankâr olursam bana itaat etmeniz gerekmez. Haydi namaza kalkınız! Allah, size merhametiyle muamele buyursun.”9
Benî Sâide Sofasında Yapılan Biatle İlgili Diğer Rivayet Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Halk, Peygamber Efendimizin vefatını konuşurken bize “Ensâr, Sâideoğulları sofasında toplandı; Sa’d b. Ubâde’ye biat ediyor!” şeklinde bir haber geldi. Bu haber üzerine ben, Ebû Bekir ve Ubeyde b. Cerrah kalktık, Benî Sâide sofasına gitmek üzere yola çıktık. Müslümanların arasında ihtilâfın çıkmasından endişe ediyorduk. Yolda Ensâr’dan Uveym b. Sâide ile Ma’n b. Adiyy’e rastladık. İkisi de dürüst insanlardı. Bize:
“Nereye gidiyorsunuz? ” dediler. “Kavminizin yanına gidiyoruz, onlarla alâkalı bir şeyler duyduk da.” dedik. Bize:
“Geri dönün! Onların size karşı bir hareketleri olamaz; sizin hoşlanmayacağınız bir şey yapılmaz.” dediler. Biz, yolumuza devam ettik. Ben, orada konuşmayı düşündüğümden yürürken zihnimde konuyla alâkalı bazı cümleler planlıyordum. Ensâr’ın yanına vardık. Baktık, Ensâr, Sa’d b. Ubâde’nin başında toplanmış. Sa’d, bir sedirde hasta yatıyordu. Biz aralarına girince, Ensâr konuşmaya başladı ve:
“Ey Kureyş cemaati, bir emir bizden, bir emir de sizden olsun.” dediler. Hubâb b. Münzir: “Ben develerin gelip kaşınarak rahat ettikleri hurma gövdesi gibiyim, yani halk, bir derdi olduğunda bana gelir; onların meselelerini ben hallederim. Vallahi, ey Evsliler isterseniz yeniden kuvvetli bir savaş yapalım.” dedi. Hz. Ebû Bekir: “Ağır olun, acele etmeyin.” dedi. Ben konuşmaya davrandımsa da, Ebû Bekir: “Ömer, sus!” dedikten sonra 9 İbn Kesîr, el-Bidâye 5/248 Ashâb- ı Kirâm' ı n Birlik ve Beraberli ğ e Verdi ğ i Önem 395 Al lah’a hamd ve sena edip şunları söyledi:
“Ey Ensâr cemaati! Vallahi, biz sizin faziletinizi, dindeki yerinizi, üzerimizdeki hakınızı inkâr edemeyiz. Ama, siz de şunu çok iyi bilirsiniz ki; Arap kabileleri arasında Kureyş’in yerini hiçbir kabile tutamaz ve Araplar, ancak Kureyş kabilesinden olan birinin çevresinde bir araya gelirler. Biz ümerâyız, sizler de yardımcı vezirlerimizsiniz. Allah’- tan korkunuz, İslâm’ı bölmeyiniz, İslâm’da ilk ihtilâfı çıkaran da siz olmayınız. Beni iyi dinleyiniz. (Hz. Ebû Ubeyde b. Cerrâh’ı göstererek) Ben, şu iki zattan birine biat etmenizi istiyorum. Bu ikisinden hangisine biat ederseniz edin, onların her ikisi de emin ve ehildir.”
Ebû Bekir o gün, konuşmasında -son cümle hariç- benim söylemek istediğim bütün hususlara değindi. Allah’a yemin ederim ki, isyan sonucu olmamak şartıyla öldürülüp sonra diriltilmeyi, sonra öldürülüp yine hayata döndürülmeyi, aralarında Ebû Be kir’in bulunduğu bir milletin başına yönetici olmaya tercih ederim. Sonra ben kalktım ve:
“Ey Ensâr cemaati, ey Müslümanlar topluluğu! Allah Resûlünün davasına Resûlullah’tan sonra en lâyık olan; hicret esnasında mağarada onunla bir arada bulunan, hayırda en ileri olanınız ve en yaşlınız olan Ebû Bekir’dir.” deyip Ebû Bekir’in elini tuttuğumda, Ensâr’dan Beşîr b. Sa’d daha atak davrandı ve benden önce, Ebû Bekir’in eline vurup ona biat etti.”10

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder