- Ana Sayfa
- Saîd b. Âmir’in Hz. Ömer’e Nasihati
- Hz. Ömer’in Onlara Cevabı
- Hz. Ebû Ubeyde Ettiği Vasiyet
- Hz. Ebû Bekir’in, Yaşayış Tarzı
- OLUMSUZ CEVAP VERENLER
- İSLÂM’A DAVET EDİLENLER
- İLK MÜSLÜMANLAR
- PEYGAMBER VE ASHABI
- RESULULLAH(SAV)İN YAŞAMI
- RESULULLAH(SAV)İN AHLAKI
- HZ ÖMER(RA)
- HZ EBUBEKİR
- YÖNETİCİ UYUMU
- HZ HASANIN ŞEHİT EDİLMESİ
- HZ. HÜSEYİNİN ŞEHİT EDİLMESİ
- RESULULLAH(SAV)İN SAVAŞLARI
- RESULULLAH(SAV)IN AFFFEDİCİLİĞİ
- RESULULLAH(SAV)IN MERHAMETİ
- PEYGAMBERİMİZİN VEFATI
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
Hz. Ebû Bekir’in, Yaşayış Tarzı
Hz. Ebû Bekir’in, Halife Olduktan Sonraki Yaşayış Tarzı İbn Ömer (radıyallahu anh), Âişe (radıyallahu anhâ), İbnü’l-Müseyyeb (radıyallahu anh) ve daha başkaları anlatıyorlar: “Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) vefat ettiği hicri 11. senenin Rebîülevvel ayının on ikisine rastlayan pazartesi günü, Hz. Ebû Bekir’e (radıyallahu anh) biat edilmişti. Ebû Bekir’in evi, Medine’nin Avâlî denilen mahallelerinden biri olan Sünh’te idi. Ebû Bekir, hanımı Habîbe’nin yanında kalıyordu. Ona, Sünh’te kıl çadırdan bir ev yaptırmıştı. Evini Medine’ye nakledinceye kadar burada ikamet etti. Hilâfet makamına geçtikten sonra da, altı ay kadar yine orada kalmaya devam etti. Her gün sabah erkenden yola çıkar, yürüyerek Medine’ye gelirdi. Nadiren ata bindiği olurdu ve oldukça mütevazi bir giyimi vardı. Medine’ye düzenli olarak gelir, cemaate vakit namazlarını kıldırırdı. Yatsıyı kıldırdıktan sonra Sünh’teki evine, ailesinin yanına geri dönerdi. Kendisi bulunmadığı zamanlarda, imamlığa Hz. Ömer geçerdi. Cuma günleri kuşluk vaktine kadar Sünh’te kalır, saçlarını ve sakalını boyar, sonra cuma namazı vaktine yakın şehre gelir, cuma namazını kıldırırdı. Hz. Ebû Bekir, bir ticaret adamıydı. Her gün erkenden pazara iner, ticaret yapardı. Bir koyun sürüsü vardı, onları bazen kendisi bazen de başkaları otlağa çıkarırdı. Kendi koyunlarını sağdığı gibi, mahallenin koyunlarını da sağardı. Hatta, hilâfet için kendisine biat yapılınca kızcağızın biri: “Bundan böyle davarlarımız sağılmayacak.” deyince Hz. Ebû Bekir, “Yemin ederim ki, onları sizin için yine sağacağım. Ümit ederim ki, üstlendiğim bu görev, daha önceki âdetlerimi değiştirmez.” demişti. Gerçekten, Hz. Ebû Bekir halife olduktan sonra da mahallenin davarlarını sağmaya devam etti. Hatta bazen o kıza, “Köpüklü mü sağayım Hayatu's-Sahabe 490 köpüksüz mü? Nasıl istersin?” diye sorardı. Kız da: “Köpüklü sağ!” derdi. Hz. Ebû Bekir de, kızcağızın dediğini yapardı. Hz. Ebû Bekir, Sünh’teki evinde bu şekilde altı ay kaldı. Daha sonra, şehir merkezine geldi ve burada oturmaya başladı. Biraz düşündü ve: “Yok vallahi, halkın işleriyle uğraşmak ticaretle uğraşmama engel oluyor. Halkın işleriyle ilgilenmek için daha fazla zaman ayırmam gerekir.” diyerek ticareti bıraktı. Bunun üzerine, Hz. Ebû Bekir’in ve aile fertlerinin günlük geçimi ile hac ve umre ziyaretlerinde harcamak üzere, kendisine devlet hazinesinden altı bin dirhem yıllık maaş takdir edildi. Vefat edeceği sıralarda, “Müslümanların mallarından yanımızda ne varsa iade edin. Bunlardan en ufak bir şey dahi bende kalmasın. Falan filân yerlerdeki arazilerimi, beytülmâlden şimdiye dek harcadıklarıma sayıyor ve Müslümanlara vakfediyorum.” diye vasiyette bulundu. Bunun üzerine, bahsettiği araziyle birlikte bol süt veren bir deve, kılıçları parlatan bir köle ve beş dirhem değerindeki bir kadife parçası Hz. Ömer’e teslim edildi. Buna şahit olan Hz. Ömer, onun için: “Kendisinden sonra yaşanmaz bir hayat bıraktı!” demekten kendini alamadı. 157
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder