pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 HAYATÜ SSAHABE 1. BÖLÜM: Tavsiyeleri
Tavsiyeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tavsiyeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2022 Pazar

Hz. Ebû Bekir’in Hz. Ömer’e Tavsiyeleri

Hz. Ebû Bekir’in Hz. Ömer’e Tavsiyeleri Mâlikoğullarından el-Eğarr anlatıyor: Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh), Hz. Ömer’i (radıyallahu anh) veliaht yapmak istediği zaman onu huzuruna çağırarak şunları söyledi: “Benden sonra, yorucu bir vazife olan hilâfet görevini üstlenmeni istiyorum. Ey Ömer, buyruklarına itaat etmek suretiyle Allah’tan kork; çünkü takva sahibi insan, daima emniyet ve sıyanet altındadır. Hilâfet makamı, onun gereğini yerine getirebilecek ve hakkını verebilecek olanlara teklif edilmeli. Bir kimse; başkalarına hakkı emredip kendisi bâtılın peşinden gider ve halka iyiliği anlatıp da kendisi kötülükleri işlerse çok sürmez, güvenilirliğini kaybeder ve yaptıkları tümüyle boşa gider. Müslümanların idaresini üzerine alırsan, ellerini onların kanlarından, mideni de mallarından uzak tut ve diline sahip ol, onurlarını kırma. Güç ve kuvvet Allah’ın elindedir.”134

Hz. Ali’nin Valilerine ve Komutanlarına Tavsiyeleri

Hz. Ali’nin Valilerine ve Komutanlarına Tavsiyeleri Muâcir el-Âmirî anlatıyor: Hz. Ali (radıyallahu anh), valilerinden birine şu mektubu yazdı: “Kapını, halka devamlı açık tutmalısın. Çünkü, yöneticilerin halk ile temaslarını kesmeleri sıkıntı verici bir durumdur. Valiler açısından bakıldığında şöyle bir sonuçla karşılaşırız: Valiler, halktan kopuk yaşarlarsa halkın problemlerinden haberdar olamazlar. Bu durumda halk, iyiyi kötüden ayırt edemez; büyüğü küçük, küçüğü büyük, güzeli çirkin, çirkini güzel görmeye başlar; neticede hak ile bâtıl birbirine karışır. Vali de bir insandır, halkın kendisinden gizlediği meseleleri bilemez. Konuşulan sözler üzerinde de, doğruyu yalandan ayırt ettirecek alâmetler yoktur ki gerçeğe vâkıf olabilsin ve diğer insanların haklarını koruyabilsin. O hâlde, sen şu iki tip insandan biri olmakla karşı karşıyasın: Ya hakkı yerine getirmekte titizlik göstererek halkla doğrudan temasa geçen ve hak sahiplerine haklarını veren biri olursun, ya da hakkı yerine getirmekte hassasiyet göstermeyen biri. Bu durumda halk senden çabucak uzaklaşır, ümidini kesince sana dertlerini anlatamaz olur. İşin doğrusu, onların sana iletmek istedikleri ihtiyaçlarının pek çoğu, seni zora sokmayacak şeylerdir. Benim bu anlattıklarımdan mutlaka yararlan. Nasibine ne düşerse düşsün onunla yetinmeye bak.”152 151 Saîd b. Mansûr, Sünen 2/334 (2936) 152 el-Hindî, Kenzu’l-Ummâl 13/160 (36553) Ashâb- ı Kirâm' ı n Birlik ve Beraberli ğ e Verdi ğ i Önem 485 Hz. Ali’nin Bir Başka Valisine Gönderdiği Mesaj Medâinî anlatıyor: Hz. Ali, valilerinden birine şu mektubu göndermişti: “Karar verirken sakın acele etme! Ölümün seni yakaladığı, nefislerine aldanan kimselerin “Eyvaaah! Eyvaaah!” diye inlediği, ameli olmayanların tevbe etmeye yöneldiği, zalimlerin, “Keşke dünya hayatına döndürülsek de Allah’a kulluk yapsak!” diye temennide bulunduğu bir yerde, amel defterinin sana veril miş olduğunu farz et! Bunları düşün, ondan sonra karar ver.

Hz. Ebû Bekir’in, Şürahbil b. Hasene’ye Tavsiyeleri

Hz. Ebû Bekir’in, Şürahbil b. Hasene’ye Tavsiyeleri Muhammed b. İbrâhîm b. Hâris et-Teymî anlatıyor: Hz. Ebû Bekir (radıyallahu anh), Hâlid b. Saîd’i (radıyallahu anh) azlettiği zaman ordu komutanlarından Şürahbil b. Hasene’ye şunları tavsiye etti: “Hâlid b. Saîd’e değer ver, onun senin üzerindeki hakkını unutma. O senin kumandanın olsaydı, ondan neler bekleyeceğini düşün ve ona o şekilde davran. Onun İslâm’daki konumunu biliyorsun. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) vefat ettiğinde, Hâlid b. Saîd onun valisi idi. Ben de, onu aynı göreve atamıştım; ama sonra azlini uygun gördüm. Belki, bu onun için daha hayırlı olur. Kendisini, maiyetine gireceği ordu komutanını seçmekte serbest bıraktığımda; o, seni başkalarına, hatta amcasının oğlu Yezîd b. Ebî Süfyân’a tercih etti. Sen, hayrı tavsiye edecek muttaki bir kimsenin görüşlerine başvurmak zorunda kaldığında, ilk önce Ebû Ubeyde b. Cerrâh’a, sonra Muâz b. Cebel’e, üçüncü olarak da Hâlid b. Saîd’e danış. Muhakkak, bu zatlarda hayırlı görüşler bulacaksın. Onlarla istişare etmeden hiçbir şey yapma, aldığın haberleri onlarla mutlaka paylaş.”138

Hz. Ömer’in, Kendisinden Sonra Gelecek Halifeye Tavsiyeleri

Hz. Ömer’in, Kendisinden Sonra Gelecek Halifeye Tavsiyeleri Hz. Ömer (radıyallahu anh) şöyle demiştir: “Benden sonra gelecek halifeye, ilk Muhâcirlerin haklarını gözetmesini, onlara saygıda kusur etmemesini tavsiye ederim. Muhâcirlerin de, hicretten önce Medine’yi yurt ve iman evi edinmiş olan Ensâr’a iyi davranmasını, onların iyiliklerini kabul edip kusurlarını bağışlamasını öğütlerim. Halifenin, diğer şehirlerin halklarına da güzel muamelede bulunmasını öneririm. Çünkü onlar İslâm’ın yardımcıları, beytülmâlin mâlî destekçileridir. Onlardan, sadece gönüllü olarak verecekleri ihtiyaç fazlası mallarını alsın. Benden sonraki halifeye, bedevî Araplara da iyi muamele etmesini öğütlerim. Zira, onlar Arab’ın köküdür ve İslâm’ın neşv ü nema bulduğu çekirdektir. Onların zenginlerinden, küçük olan mallarını 140 Ahmed b. Hanbel, Müsned 1/6 (21) Ashâb- ı Kirâm' ı n Birlik ve Beraberli ğ e Verdi ğ i Önem 477 alıp fakirlerine versin. Halifeye, Allah ve Resûlünün himayesine girmiş olanların haklarını tastamam yerine getirmesini, onları savunmasını, kendilerine güçleri ve takatleri üstünde yük yüklememesini tavsiye ederim.”141 Kasım b. Muhammed’den rivayete göre, Hz. Ömer (radıyallahu anh) şöyle demiştir: “Benden sonra bu vazifeyi deruhte edecek şahıs, uzak ve yakın herkesin kendisinden bazı taleplerde bulunacağını bilmelidir. Ben bu konuda, insanlara karşı büyük mücadele veriyorum. Eğer halk arasında bu hilâfete karşı benden daha güçlü birinin bulunduğunu bilseydim onun başına yönetici olmaktansa boynumu uzatıp vurulmasını isterdim.”142

Hz. Ömer’in Âlâ b. el-Hadramî’ye Tavsiyeleri

Hz. Ömer’in Âlâ b. el-Hadramî’ye Tavsiyeleri Şa’bî (radıyallahu anh) rivayet ediyor: Hz. Ömer (radıyallahu anh), Bahreyn’de bulunan Âlâ b. El Hadramî’ye şu mektubu yazdı: “Utbe b. Ğazvân’a git, onun görevini sana verdim. Şunu iyi bilesin ki; sen, Allah nezdinde kendilerine büyük mükâfatlar vadedilen ilk Muhâcirlerden olan bir zatın yanına gidiyorsun. Ben onu iffetli, dininde salâbet sahibi ve dirayetli bulmadığım için azletmedim. Sadece, o bölgedeki Müslümanlara senin daha yararlı olacağını düşündüm. Bu nedenle, Utbe’nin kıymetini bil ve ona karşı saygıda kusur etme. Senden önce, bir adamı vali olarak atamıştım; fakat o, vazifesinin başına gidemeden öldü. Eğer Allah, senin bu görevi üzerine almanı istemişse alırsın; yok eğer Utbe’nin vali olarak kalmasını istemişse hüküm ve ferman âlemlerin Rabbi Allah’ındır. İyi bil ki, Allah’ın emri ve takdiri asla değiştirilemez. Yaratılış gayeni sakın unutma ve ona dikkat et, onun için çalış, onun dışındakileri terk et. Dünya geçici, ahiret ise ebedîdir. Muvakkat nimet145 İbn Kesîr, el-Bidâye 7/47; Taberî, Târîh 2/440 Ashâb- ı Kirâm' ı n Birlik ve Beraberli ğ e Verdi ğ i Önem 481 lerin bulunduğu dünya, seni oyalayıp sana ebedî olan azap tehlikesini unutturmasın. Allah’ın gazabından Allah’a sığın. Allah, dilediği kimselere hikmet ve ilimde hususî lütuflar ihsan eder. Al lah’tan niyaz ederiz ki, bizi ve seni, Kendisine itaat etme ve azabından sakınma hususunda lütfundan mahrum etmesin…

Hz. Ömer’in Ebû Mûsâ el-Eş’arî’ye Tavsiyeleri

Hz. Ömer’in Ebû Mûsâ el-Eş’arî’ye Tavsiyeleri Dabbe b. Mıhsân rivayet ediyor: Hz. Ömer, Ebû Mûsâ’ya şu mektubu gönderdi: “İnsanlar, başlarındaki idarecilerden çekinirler. Böyle bir durumdan, yani halkın uzak durduğu yönetici olmaktan Allah’a sığınırım. Gün batımına çok az bir süre de kalsa, cezaları uygula. Biri Allah, öteki dünya için olan iki işten birini seçme durumunda kalırsan Allah için olanı tercih et. Çünkü dünya geçici, ahiret ise ebedîdir. İsyancıların gözünü korkut, onların toplu hâlde bulunmalarına imkân verme, onları dağıtmaya bak. Müslümanların hastalarını ziyaret et, cenazelerine katıl, kapını her zaman onlara açık tut. Onların işlerini, gerektiğinde bizzat yap. Çünkü, sen de onlardan birisin. Tek farkın, senin yükünün onlardan daha ağır olması. Duyduğuma göre sen ve ev halkın, giyim, yeme ve binek bakımından diğerlerinden farklıymışsınız. Diğer Müslümanlardan daha yüksek bir hayat sürüyormuşsunuz. Ey Allah’ın kulu! Seni, otu bol bir vadiden geçerken otlayıp semizlenmekten başka düşüncesi olmayan, semizlenince de kesilen bir hayvan gibi olmaktan sakındırıyorum. Bil ki; yöneticiler haktan saptığında, halk da doğru yoldan uzaklaşır. İnsanların en bedbahtı, halkını sefalete sürükleyen idarecidir.”147 Dahhâk’ın rivâyetine göre Hz. Ömer (radıyallahu anh), Ebû Mûsâ el-Eş’ari’ye (radıyallahu anh) şu mektubu yazdı: 146 el-Hindî, Kenzu’l-Ummâl 5/889 (14207) 147 el-Hindî, Kenzu’l-Ummâl 5/889 (14209) Hayatu's-Sahabe 482 “İşinizde başarılı olmanız, bugünün işini yarına bırakmamanıza bağlıdır. Eğer işlerinizi günü gününe yapmazsanız, işleriniz birikir; sonra onların hangisinden başlayacağınızı bilemez ve hepsini altüst edersiniz. Sizler, birisi dünyayı, öteki de ahireti ilgilendiren iki mesele ile karşılaştığınızda, ahiretin işini tercih ediniz. Çünkü, dünya fânî, ahiret bâkîdir. Allah’a, gereği gibi saygı gösteriniz, O’nun kitabını öğreniniz. Zira o, ilimlerin kaynağı, gönüllerin de baharıdır.”148

Hz. Ali’nin Valilerine ve Komutanlarına Tavsiyeleri

Hz. Ali’nin Valilerine ve Komutanlarına Tavsiyeleri Muâcir el-Âmirî anlatıyor: Hz. Ali (radıyallahu anh), valilerinden birine şu mektubu yazdı: “Kapını, halka devamlı açık tutmalısın. Çünkü, yöneticilerin halk ile temaslarını kesmeleri sıkıntı verici bir durumdur. Valiler açısından bakıldığında şöyle bir sonuçla karşılaşırız: Valiler, halktan kopuk yaşarlarsa halkın problemlerinden haberdar olamazlar. Bu durumda halk, iyiyi kötüden ayırt edemez; büyüğü küçük, küçüğü büyük, güzeli çirkin, çirkini güzel görmeye başlar; neticede hak ile bâtıl birbirine karışır. Vali de bir insandır, halkın kendisinden gizlediği meseleleri bilemez. Konuşulan sözler üzerinde de, doğruyu yalandan ayırt ettirecek alâmetler yoktur ki gerçeğe vâkıf olabilsin ve diğer insanların haklarını koruyabilsin. O hâlde, sen şu iki tip insandan biri olmakla karşı karşıyasın: Ya hakkı yerine getirmekte titizlik göstererek halkla doğrudan temasa geçen ve hak sahiplerine haklarını veren biri olursun, ya da hakkı yerine getirmekte hassasiyet göstermeyen biri. Bu durumda halk senden çabucak uzaklaşır, ümidini kesince sana dertlerini anlatamaz olur. İşin doğrusu, onların sana iletmek istedikleri ihtiyaçlarının pek çoğu, seni zora sokmayacak şeylerdir. Benim bu anlattıklarımdan mutlaka yararlan. Nasibine ne düşerse düşsün onunla yetinmeye bak.”152 151 Saîd b. Mansûr, Sünen 2/334 (2936) 152 el-Hindî, Kenzu’l-Ummâl 13/160 (36553) Ashâb- ı Kirâm' ı n Birlik ve Beraberli ğ e Verdi ğ i Önem 485 Hz. Ali’nin Bir Başka Valisine Gönderdiği Mesaj Medâinî anlatıyor: Hz. Ali, valilerinden birine şu mektubu göndermişti: “Karar verirken sakın acele etme! Ölümün seni yakaladığı, nefislerine aldanan kimselerin “Eyvaaah! Eyvaaah!” diye inlediği, ameli olmayanların tevbe etmeye yöneldiği, zalimlerin, “Keşke dünya hayatına döndürülsek de Allah’a kulluk yapsak!” diye temennide bulunduğu bir yerde, amel defterinin sana veril miş olduğunu farz et! Bunları düşün, ondan sonra karar ver.