pub-6450042492155979 google.com, pub-6450042492155979, DIRECT, f08c47fec0942fa0 HAYATÜ SSAHABE 1. BÖLÜM: RESULULLAH(SAV)IN MERHAMETİ

RESULULLAH(SAV)IN MERHAMETİ

 

HAYATÜS SAHABE RESULULLAH(SAV)IN MERHAMETİ
“Ben rahmet ve savaş peygamberiyim.” buyurdu. (Ahmed, IV, 396)
O en çetin savaşlara dahî rahmet ölçüleri getirdi. Merhamet ve şefkat tevzî ederdi. Bedir’de bir gün kılıç kılıca geleceği müşrikler gelip müslümanların olduğu yerde su istedi bir gün evvel. Ashâb-ı kirâm vermek istemedi. Efendimiz “verin” buyurdu. (Bkz. İbn-i Hişâm, II, 261)
Bir gün kendisinden, müşriklere lânet etmesi istendi.
“Ben lânetçi değilim, âlemlere rahmet olarak gönderildim.” buyurdu. “Ben bir merhamet peygamberiyim.” buyurdu. (Bkz. Müslim, Fedâil, 126; Tirmizî, Deavât, 118)
Tâif’te aynı şekilde oldu. Efendimiz’i çökertiyorlardı, taşlıyorlardı. Ayakları kanıyordu. Zeyd önüne gerildi:
“–Ne yapıyorsunuz ey Tâif halkı?! Bir Peygamber’i taşladığınızın farkında mısınız?!” diyordu.
Melekler:
“–İki dağı çarpalım, buranın halkı helâk olsun.” dediler.
“–Yok, ben merhamet peygamberiyim.” buyurdu. Döndü:
“–Hayır, ben Cenâb-ı Hak’tan, onların neslinden sadece Allâh’a ibadet edecek, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayacak kimseler çıkarmasını Cenâb-ı Hak’tan istiyorum.” buyurdu. (Bkz. Buhârî, Bed’ü’l-halk, 7; Müslim, Cihâd, 111)
Yine Efendimiz’in gönlü affedicilikte muazzam bir derya misâliydi. Mekke Fethi’nde kendisine yirmi küsur sene zulmedenlere karşı af ilân etti. Tam kısas yapma zamanıydı. Kâ‘bına varılmaz bir merhamet. Kızı Zeyneb’i hicret esnâsında deveden düşürerek şehid eden Hebbar bin Esved “Lâ ilâhe illâllah, Muhammedü’r-Rasûlullâh” diye geldi, ona dahî; “Kızımı niye sen deveden düşürüp -hâmileydi- şehid ettin.” demedi. (Bkz. Vâkıdî, II, 857-858)
İkrime, sayılı İslâm düşmanlarından biriydi. Mekke Fethi’inden sonra Yemen’e kaçmıştı. Karısı müslüman olarak Hazret-i Peygamber’in yanına getirdi. Allah Rasûlü İkrime’yi memnuniyetle karşıladı:
“–Ey göçmen süvari! Hoş geldin!” dedi. (Tirmizî, İsti‘zân, 34/2735)
İkrime de nasıl bir müslüman oldu!.. Kur’ân-ı Kerîm’i alırdı, öperdi, bağrına basardı, yüzüne gözüne sürerdi.
Yine Efendimiz’in tevâzuu:
Mekke Fethi’nden sonra bir kişi geldi, titremeye başladı:
“–Titreme dedi. Ben hükümdar değilim, ben kral değilim dedi. Ben, kuru et yiyen senin Mekke’deki komşunun ben yetimiyim.” buyurdu. (Bkz. İbn-i Mâce, Et’ime, 30; Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat, II, 64)
“İbâdurrahman, yeryüzünde mütevâzı olarak dolaşırlar...” (el-Furkân, 63) buyruluyor.
Efendimiz, bütün mahlûkâta Hâlık’ın (şefkat) nazarıyla bakardı. Yanık bir karınca yuvası gördü;
“–Allâh’ın verdiği canı yakmaya kimin hakkı var?!” dedi. (Bkz. Ebû Dâvud, Cihad, 112)
Mekke Fethi’ne giderken yolda dişi bir köpek, yavrularını emziriyordu;
“‒Öbür taraftan geçin!” buyurdu.
Deve üzerinde sohbet eden insanlar gördü:
“‒Yere inin, yerde sohbet edin.” buyurdu. (Bkz. Ahmed, III, 439)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder